İşletmelerde Eğitim Neden Gerekli

sirketler-icin-de-egitim-sart-2980868

Çeşitli yönleri ile ‘İnsan Kaynakları’ çalışmalarını irdelediğim bu köşede şimdiye kadar ‘eğitimin’ önemine değinmekle beraber, bu alanı hak ettiği şekilde irdelemedim. Bugün, bu açığı bir nebze olsun kapamaya çalışacağım.

1) Eğitim bir ülke ve bir işletme için; diğer yönleri ile olduğu gibi, ekonomik açıdan da hayati önemde! Eğitimin ekonomik hayata katkısını ampirik -gerçek hayatta ölçerek- olarak da tespit edebiliyoruz. Benim bildiğim; Türkiye’nin de dahil olduğu 37 ülkede yapılmış ekonometrik ölçümlerde, belirli bir zaman dilimi ele alındığında, eğitime yapılan yatırımın ‘getirisinin’ -siz kârlılık olarak da okuyabilirsiniz- fiziki sermayeye yapılan yatırımdan daha yüksek olduğunu tespit ediyoruz. Açıkçası; insan sermayesine yatırım yapmak, fiziki sermayeye yatırım yapmaktan daha akıllı bir iş! Zira, daha kârlı!

Bazı ülkeler ve işletmeler bu gerçeği görmüyorlar; kısa vadede, önemle teknolojik ağırlıklı fiziki sermaye yatırımlarının cazibesine kapılıyorlar. Böyle düşünen ülkeler veya işletmeler belki bir süre mutlu olabiliyorlar; ancak ‘kalıcı’ ve ‘sürdürebilinir’ büyüme stratejilerine gözlerini yumuyorlar. Sorunları da burada başlıyor! Kalıcı olmayan atılımlar ise basit esintilerden bile etkileniyor; ışık hızı ile değişen teknolojiye, sermaye ayak uyduramazsa; bu kez de ‘geri’ kalıyor.

2)Öte yandan, eğitime yapılan yatırımın katkısı ile ortaya çıkan ilave verimliliğin neması kabaca; yüzde 60 yatırım yapılan kişi tarafından, yüzde 40 da kamusal olarak paylaşılıyor. Bu çok önemli! Zira, bazı işveren eğittiği kişinin bütün parsayı topladığını zannediyor. O zaman da ‘üretimden vazgeçip, ne diye boşu boşuna eğitime para ve zaman ayırayım?’ diye bir düşünce hakim oluyor. Onlara göre, eğitilen kişi daha fazla ücret talep edecek ve bütün ‘farkı’ cebe indirecek. Halbuki, gerçek böyle değil! Eğitilen insanın yarattığı ilave verimlilik -katma değer- her durumda yüzde 40 oranında işletmede kalıyor, işverenin kârına ekleniyor.

3)İşte -eğitimin en önemli katkılarından birisi de ‘genel becerileri’ işletmenin ihtiyaçlarına cevap veren ‘özel becerilere’ çevirmesidir. Okul eğitimi veya başka bir işletmede edinilen beceri birikimi; mutlaka işletme açısından tekrar ‘kodlanmak’ zorundadır. Okul eğitimi ile ‘makine mühendisi’ olan kişi genel anlamda mühendistir, bir işletmenin makinelerini tanımaz, bilmez. Daha ötesi; o makinelerin bir başka işletmede uzmanlığını kazanmış olsa dahi, yeni işletmesinde var olan ‘aynı makineleri’ tanımaz.

4)Öte yandan, her yiğit gibi işletmelerin de kendilerine ait bir yoğurt yeme tarzları vardır. Yoğurt yeme sanatını da işletmelerin ‘politikaları’ ve gelenek ve göreneklerini ifade eden ‘kültürü’ olarak tarif ediyoruz. Bu birikimi algılamayan çalışanın o işletme için verimli olması mümkün değildir. ‘Canım nasıl olsa aramıza katılınca, bize alışır!’, diye düşünenler var. Doğru da! Ancak, bu alışma süreci, eğitim sürecinden çok daha uzun ve pahalı. Üstelik, politikaları (özür dilerim esas kast ettiğim kelime İngilizce ‘policy’ kelimesi ve Türkçe’de politika kelimesinde ayırt edilmiyor) ve kültürü usta-çırak ilişkisi içinde öğrenen kişinin ‘doğru’ öğrenip öğrenemeyeceği ‘ustanın’ algılama seviyesi ile sınırlı.
5)En önemlisi ise teknolojinin ve yönetim sanatının gün be gün değiştiği, yenilendiği -bilgi teknolojisi 18 ayda bir eskiyor! Bir dünyada gözünü bu rüzgarlara kapamanın anlamını ise bulmak mümkün değil! Ne diye bir işletme ‘değişimden’ habersiz yaşasın, ‘yeni bilgiye’ gözünü yumsun?

Bir yazımda, “ben işletmelerin insan kaynaklarına verdiği önemi anlamak için bu departmana değil, bütçede ‘insan faktörüne’ ayrılan ücret ve diğer özlük işleri giderleri dışındaki para miktarına bakarım!”, demiştim. Evet, bir işletme insanını eğitmek için anlamlı miktarda bir kaynak kullanmıyorsa, o işletmede ‘insan kaynakları’ adı nerede yazarsa yazsın; bu durum Kayserili’nin eşeğini boyayarak satma gayretinden başka bir şey değildir. Bu anlamda Türkiye’de bir sürü işletme sahtekarlık yapıyor. Ücret ödemeyi zaten bir lütuf gibi gören bu işletmeler esasında ‘akıllı müteşebbisler’ tarafından değil, ‘cahil patronlar’ tarafından hasbelkader yönetilen işletmeler.

İşte -eğitime yeterli para ayırmayan işletmeler esasında bindikleri dalı kesen enayiler tarafından yönetiliyorlar!

Dr.Cüneyt Ülsever
Hürriyet Gazetesi
İnsan Kaynakları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>